Vücutta Metilasyon Neden Önemlidir ?

Yaklaşık 220 yıllık nütrisyon (beslenme) bilimi tarihinde ilk yaşanan gelişme, besinlerin kimyasal yapısının aydınlatılması olan ‘kimyasal devrim’dir. Buna bağlı olarak yakın zamana kadar beslenme araştırmaları besin öğesi eksiklikleri ve bunların sağlık üzerindeki etkileri üzerine odaklanmıştır.

Son yıllarda ise sık görülen diyetle ilişkili multifaktöriyel hastalıkların (kardiyovasküler hastalıklar, diyabet, kanser vb) oluşumu ve ilerlemesinde diyetle alınan biyoaktif besin bileşenlerinin rol oynadığı sonucuna varılmıştır.

Lukretius’un (MÖ 99-55) dediği gibi, “Birisi için besin olan diğerleri için kuvvetli bir zehir olabilir”. Bu farklılıklardan sorumlu nedenlerin başında genetik faktörler gelmektedir. Bu bağlamda bireyin genlerine uygun beslenme planı yapma gereği ortaya çıkmaktadır (bireyselleştirilmiş beslenme). Aslında diyetin bireysel olarak düzenlenmesi fikri yeni değildir. Eski Yunan, Çin ve Ayurvedik geleneklerde birey hakkında ayrıntılı bilgi toplanıp gözlemler yapıldıktan sonra besinlere dayalı ilaçlar hazırlanırdı.

Günümüzde ‘genomik devrim’ gittikçe önem kazanmaktadır! Beslenme ile insan genomu arasında karşılıklı ve dinamik bir etkileşim vardır. İnsan genom dizisinin aydınlatılması ile besinlerle genler arasındaki etkileşimi ve besin öğelerinin gen üzerindeki etkilerini anlamaya yönelik yoğun çalışmalar başlamıştır.

‘Epigenetik süreç’, DNA diziliminde herhangi bir değişiklik olmaksızın ortaya çıkan moleküler değişiklikleri inceler. Bu değişiklerden en önemlisi ve en çok araştırılmış olanı metilasyondur. Biyokimyada metilasyon, bir hidrojen atomunun bir metil grubuyla yer değiştirmesi anlamında kullanılır. Metilasyon organizmada protein metilasyonu ve DNA metilasyonu olmak üzere iki şekilde gerçekleşmektedir. Metilasyon vücutta oluşan ve zarar verebilecek yapıda olabilen bazı maddelerin atılma yolaklarından bir tanesidir. Metil vericiler insan sağlığında önemli rol oynar. Kolin, betain ile folik asit, B6 ve B12 vitaminleri en önemli metilasyon besinleridir.

Kanserde DNA’da azalmış metilasyon sıklıkla saptanan bir bulgudur. Kolon, mide, servikal, prostat ve meme kanserleri gibi birçok kanserde anormal DNA metilasyonu gözlenmektedir. Aynı zamanda metilasyon ile vücudumuzdaki toksinlerin uzaklaştırılması sağlanır. Vücutta meydana gelen enflamasyon (mikropsuz iltihap) kontrol altında tutulur ve sağlıklı bir metilasyon ile özellikle kan damarlarının hasarına neden olabilen homosistein adlı aminoasidin düşük seviyede kalması sağlanır. Sonuç olarak vücutta metilasyonun sağlıklı işlemesi ile kronik hastalıkların ve kanserin oluşumu azalır.

Epigenetik besinler: Yeşil çay yapraklarında bulunan folatlar, kahve, hububat taneleri, erik ve kivi meyvelerde bulunan sinnamik asit, yeşil çaydan elde edilen epigallocatechin-3-gallate (EGCG) gibi fenoller, kırmızı üzüm ve ürünlerinde bulunan resveratrol, turpgillerde bulunan izotiyosiyanat ve sulforafan, keten tohumundaki lignanlar, selenyum ve bazı vitaminler epigenetik besinler olarak değerlendirilir.

Takip edilen ,,,,,,,