Serbest D Vitamini Ölçümü

Rutinde, kandaki ‘total D vitamin’ miktarı ölçülmektedir. Ancak vücuttaki D vitamini durumunun gerçek anlamda gösterilmesinde, ‘serbest aktif formunun’ kan seviyesinin tespiti önem taşımaktadır.

D vitamininin (250HD) büyük kısmı, D vitamini bağlayıcı protein (DBP) ile kanda taşınmaktadır. Buna ilaveten, D vitamininin %10-15 gibi daha küçük miktarlarda ise albümin gibi kan proteinleri ile taşınmaktadır. Total D vitamininin sadece %1’den daha küçük miktardaki kısmı kanda serbesttir ve böbrekte 1 alfa hidroksilaz enzimi ile biyolojik aktif olan l,25(OH)2D yani D3 vitaminine (kolekalsiferol) dönüşür.

Özetle, 250HD’nin %99,9’u DBP’ye veya diğer serum proteinlerine bağlı dolaşımda olmasına rağmen, esas önemli aktif formu kanda serbest 25(OH)D’dur.

Rutinde, kişideki vitamin D düzeyini değerlendirmek için total 25(OH)D düzeyine bakılmaktadır. Total 25(OH)D düzeyi 20 ng/ mL’den düşük ise D vitamini eksikliği, 21 ile 29 ng/mL arasında ise D vitamini yetersizliği, 30 ng/mL’den yüksek ise yeterli düzey (tercih edilen aralık 40-60 ng/mL) ve 150 ng/mL’den yüksek ise D vitamini intoksikasyonu olarak kabul edilmektedir.

Serbest 25(OH)D iken, biyokimyasal tahlillerde yarı ömrü daha uzun olan ve kanda miktarı 1000 kata kadar daha fazla olan total 25(OH)D formu çalışılmaktadır. Serbest 25(OH)D ideal ölçüm için uygun değildir çünkü yarı ömrü 4-6 saat kadar kısadır, üstelik dolaşımdaki düzeyleri 25(OH)D’den 1000 kat daha düşüktür.

Buna karşın D vitamini eksikliği kronik böbrek hastalarında görülen 1 alfa hidroksilaz eksikliğine bağlı olabilir. Bu durumda l,25(OH)2D düşük, 25(OH)D ise normal veya yüksek bulunabilmektedir. Bir başka deyişle, bu tür hastalarda total D vitamini ölçümü normal ya da yüksek iken biyolojik olarak aktif olan l,25(OH)2D, yani kolekalsiferol (D 3 vit) düşüktür. Ancak yukarıda belirtildiği üzere, rutin testler bunu gösteremez.

Ayrıca kemik ve diğer ilgili hastalıkların tanı ve takibinde D vitamini seviyesi tek başına değeriendirilmemelidir. Kalsiyum, parathormon (PTH) ile serbest 25 (OH) D seviyeleri de dikkate alınmalıdır.

Buna ilaveten, D vitaminini bağlayan protein (DBP) seviyelerinin ölçümü de klinik öneme sahiptir. Son zamanlarda DBP kan seviyelerinin, çeşitli hastalık ve ciddi olaylarda değiştiği ortaya konulmuştur. Örneğin nefrotik sendrom, son dönem karaciğer hastalığı, çeşitli ciddi hastalıklar, primer paratiroidizm, sigara içenler, menopoz ve kistik fibroziste DBP kan kan düzeyi düşüktür. Doğum kontrol hapı kullananlarda, gebelikte ve akromegalide ise DBP seviyesi yüksek görülür.

Serbest 25 (OH) D ölçümü için vitamin D bağlayıcı protein (DBP) tayini, serum albümini ve total D vitamini değerleri belirlenir. Bu üç değer üzerinden oluşturulan bir formülle serbest 25 (OH) D seviyesi hesaplanmaktadır.

Takip edilen ,,,,,,