Önleyici Tıp Nedir?

Evreni yaratan Rabbımız ve Onun âlemlere rahmet olarak gönderdiği Resulü, fiziksel-ruhsal sağlığımızın korunması için emirler, yasaklar ve tavsiyeler oluşturmuştur. Aynı zamanda Âlemlerin Rabbı, ihtiyarlıktan başka her dert için mutlaka çare olacak varlığı da yaratmıştır. Evrensel tıpta, hastalığın iyileştirilmesinden daha önemli olan, sağlıklı kalmayı sağlayacak önlemlerin alınmasıdır. Bu konuda Peygamber Efendimiz zamanında çok önemli bir örnek bulunmaktadır: G ünün birinde Medine’ye bir hekim gelir ve Efendimizden izin alarak muayenehane açar. Bu durum bütün Medine halkına da ilan edilir. Ancak aradan uzun bir süre geçmesine rağmen hastalanıp doktora müracaat eden olmaz. Doktor merak eder ve ziyaret ettiği bir sahabeye (Peygamber Efendimizin arkadaşına) sorar “Niçin muayeneye gelmiyorsunuz?”diye. Sahabe, “Hastalanırsak mutlaka geliriz, zira Peygamberimizin emri var, ancak bu zamana kadar hastalanmadık” diye cevap verir. Doktor, “Peki ne yapıyorsunuz ki hastalanmıyorsunuz?” diye ikinci bir soru sorar. Sahabe, “Dinle” der, “İlk olarak acıkmadan sofraya oturmayız ve doymadan kalkarız. îkinci olarak.” Doktor, sahabenin sözünü keser: “Gerisini anlatmana gerek yok” der. “Eğer böyle yapıyorsanız, bana burada iş çıkmaz.”

Hastalanmanın engellenmesine dayalı yönteme “önleyici tıp” adı verilmekte ve fakat uygulanamamaktadır. Uygulanamamasının temel sebepleri, bir alfabe değişikliği nedeniyle kadim tıp bilgileriyle bağımızın kesilmiş olması,
yeme-içme dâhil tüketim in teşvik edilmesi ve kapitalist batının tem el felsefesi olan kazanma hırsının hayatımızın her alanına girmesidir.

Kaçımız biliyoruz İbni Sina’nın Kanun isimli Tıp kitabının 600 yıla yakın süre Avrupa Üniversitelerinde ders kitabı olarak okutulduğunu, Selçuklu ve Osmanlı döneminde bitkilerle, taşlarla ve musiki ile tedavi konusunda yüzlerce kitap yazıldığını.Kur an-ı Kerim ve Hadis-i Şeriflerdeki emirlere, yasaklara ve tavsiyelere göre yaşansa, bir insanın hastalanması çok zordur. Peygamber Efendimizin bazen emir, bazen de tavsiye niteliğindeki birkaç hususu, örneklik teşkil etmesi için belirtmekte yarar görüyorum:

Meyveleri yerken, içinde kurt var mı diye bakılmadan yenmesi gerekmektedir. Bu emir, eğer varsa tiksinmekten kurtulmamızı sağladığı gibi, yenilen kurtçuk da iltihaplanmayı önleyici doğal antibiyotik görevi yapmaktadır.Cinsel uyanma veya ilişkinin hem en sonrasında bevletmek (WC de idrar çıkarmak), ancak ayakta idrar çıkarmamak gerekmektedir. Aksine hareket prostatın, rahim ve yumurtalık kist ve miyomlarının temel sebeplerindendir. Ayakta yenilmemesi ve içilmemesi emredilmektedir. Sindirimin ve metabolik faaliyetlerin gerektiği gibi gerçekleşmesinin ön şartlarındandır. Yemeğe birkaç tanecik tuz yiyerek başlanması ve birkaç tanecik tuz yiyerek bitirilmesi, yatağın başucunda su bulundurulması ve uyanınca yataktan kalkmadan birkaç yudum su içilmesi, güneşin doğuşu ve batışı sırasında uyunmaması, bal ve çörekotu yenilmesi tavsiye edilmektedir.

Peygamber Efendimizin bir duasını hatırlamakta yarar var: “Yarabbi, beni ihtiyarlık hastalıklarından muhafaza eyle îhtiyarlıkta neler olur ki hastalanırız? Öncelikle hücrelerde bulunan ve bebeklikten itibaren büyümeye devam eden DNA kromozom sarmallarının büyümesi durur ve uçlardan hasar görmeye başlar. Bu durum çoğu zaman bağışıklık sisteminin tersine çalışmasına (otoimmünite), hücre bölünmesinde ve faaliyetinde anormalliklerin oluşmasına, organların ve sistemlerin fonksiyonlarının zayıflamasına veya fonksiyonlarını yitirmesine sebep olur.Zamanımızda bütün bunların olması için ihtiyarlamaya gerek kalmamıştır. Çünkü hayatımıza giren her yeni teknoloji vücudumuzda tahribata yol açmakta, adeta hastalık üretmektedir. Bilgisayar, televizyon, buzdolabı, çamaşır ve bulaşık makinesi,kablosuz internet, cep telefonları, tasarruflu denilen beyaz ampuller, fabrikasyon hazır yiyecekler, asitli içecekler, ketçap ve mayonez, genetiği değiştirilmiş veya hormonlu meyveler ve sebzeler, deterjanlar, nano teknolojik ürünler, sağlığımızı bozmak için emre amade faaliyet göstermektedir. Yine temizlik maddelerinden ve amalgam diş dolgularından bedenimize giren kurşun, kadmiyum, arsenik, cıva gibi ağır metaller, ihtiyarlarken oluşacak etkileri daha gencecik yaşta oluşturuyorlar. Biraz dikkat ve taşların kullanımı, hastalanmaktan korunmanıza büyük ölçüde yardım edecektir.

Örneğin AVENTURİN taşlı bir kolye kullanmak, kalbinizin ritmini düzenler, kanın kıvamında kalmasını sağlar, kolestrol ve trigliseritin normal seviyesinde kalmasına, dolayısıyla damar sertleşmesinin önlenmesine yardımcı olur. Bu hastalıklara yakalandığınızda da başka taşlarla birlikte tedavinize yardım edecektir ama kan dolaşım sisteminde de artık az da olsa hasar kalmış olacaktır.

 

Takip edilen ,,,,,,,,,,,,,,,