Gereksiz Yere Kullanılan Antibiyotikler Bağırsak Sağlığınızı Bozduğu Gibi Mevcut Vitamin ve Minerallerinizi de Yok Ederler!

Antibiyotik kullanımı vücudumuzda bulunan biotin, inozitol, Bl, B2, B3, B5, B6, B12 ve özellikle K vitamini miktarlarında azaltmaya yol açar. Floragyn, ciprofloxacin tipi antibiyotikler kalsiyum ve demir eksikliğine neden olurken, tetrasiklin grubu antibiyotikler folik asit ve B12 gibi vitaminlerde, penisilinler ise özellikle potasyum miktarında azalmaya neden olur. Gentamisin isimli antibiyotik ise K vitamini, kalsiyum, magnezyum, potasyum gibi vitamin ve minerallerde eksiklik yaratır.

Eğer uzun süreli antibiyotik türü ilaç kullanırsanız, vücudunuzda bulunan B ve K vitamin miktarı azalır. Bunun nedeni, bir miktar B vitamini ve K2 vitamininin bağırsaklarda bulunan faydalı bakteriler tarafından üretilmesidir. Antibiyotik kullanımı ile bağırsak mikrobiyotasındaki bakteriler zarar görür. Geniş spektrumlu antibiyotik kullanımı bağırsaktaki K vitamini (K2) üretimini yaklaşık %74 oranında azaltır. Bu durum normal ve sağlıklı beslenen kişiler için risk oluşturmaz. An­cak K vitamini bakımından zayıf diyetle beslenen yaşlılar, prematüre be­bekler, kronik böbrek hastalığı olanlar, kumadin gibi kan sulandırıcı ilaç kullananlar, K vitamini ya da D vitamini eksikliği ile özellikle apoE4 genotipine sahip olanlar için risk oluşabilmektedir.

Bunlara ilave olarak, hastane enfeksiyonlarına karşı kullanılan sefoperazon isimli antibiyotik ilacının uzun süreli (2 haftayı geçen) kulla­nımı K vitamini eksikliği yapabilir. K vitamini eksikliğine bağlı olarak, vücudun kanamayı durdurma yetisinde bozulma ve buna bağlı gelişen, özellikle mide kanamaları görülebilir. Bu tarz olumsuz olaylarla karşılaş­mamak için sefoperazon isimli antibiyotiği kullanan hastalara K vitami­ni desteği verilmesi gerektir.

Ayrıca sefalosporin grubu antibiyotiklerin 10 günden fazla kullanılma­sı durumunda, K vitamini miktarında azalmaya yol açtıklarından, yukarı­da anlatılan riskli gruptaki hastalarda daha dikkatli kullanılmalıdır.

Önceleri çok sık kullanımda olan kloramfenikol gibi bazı antibiyotik türleri başta vitamin B12 olmak üzere B grubunu oluşturan vitamin­lerin emilimini etkiliyordu. Bu sebeple antibiyotik tedavisi ile birlikte vitamin takviyesi alınması önerilirdi. Günümüzde çok sık kullanılan pe­nisilin, sefolosporin, kinolon gibi antibiyotikler için B vitamini eksikliği olmadan rutin olarak B vitamini verilmesi gerekli değildir. Bununla bir­likte antibiyotik kullanımı sırasında D vitamini, C vitamini, niasin gibi vitaminlerin birlikte alınmasının bakteriyel enfeksiyonların tedavisinde daha faydalı olduğunu gösteren çalışmalar vardır.

Dünya Sağlık Örgütü’nün Maastrich IV ve Florence ortak görüş bil­dirisinde, H. pylori denilen mide mikrobunun tedavisinde kullanılan antibiyotiklerin yan etkilerinin azaltılmasında destekleyici tedavi seçe­neği olarak belirli probiyotik ve prebiotiklerin kullanılmasının fayda sağlayacağı belirtilmiştir.

Uzun süreli antibiyotik tedavisi gören hastalar multivitamin-mineral ve probiyotik desteği almalıdır. Araştırmalar, antibiyotik kullanımı sırasında probiyotik almanın ishal riskini %50’den daha fazla oranda azalttığını göstermiştir.

Sonuç olarak kısa süreli antibiyotik kullanımı sağlıklı kişilerde vitamin mineral eksikliğine yol açmazken, uzun süreli ve tekrarlanan antibivotik kullanımlarında vitamin emilimindeki bozulma ve faydalı bakteri miktarının azalması gibi nedenlerle B ve K gibi vitaminlerin yapımı da engellenmiş olur. Bu gibi durumlarda ilave destek alınması gereklidir.

Bilimsel kanıtlar, antibiyotik kullanımının bağırsak mikrobiyotasında sızıntılı bağırsak sendromuna (dysbiosis) yol açtığını göstermektedir. -Antibiyotik kullanımı, mikrobiyota denilen, %95 oranında bağırsaklarda yerleşik faydalı mikroorganizma topluluğunun yapısal olarak bozulmasına yol açarak bağırsaklardaki faydalı bakteri miktarının azalmasına neden olur. Böylece patojen (hastalık yapıcı) zararlı bakteriler baskın hale gelmektedir. Bu hasar geniş spektrumlu, yüzsek doz ve uzun süre antibiyotik kullanımında daha fazla görülmektedir. Bununla birlikte birçok bilimsel çalışmada, Avrupa Birliği Yönetmeliği 37/2010 tarafından izin verilen düşük konsantrasyonlardaki antibiyotiklerin bile mikrobiyotayı etkileyebileceğini göstermiştir. Antibiyotik tedavisi bittikten sonra mikrobiyota eski haline benzer şekline geri dönme kabiliyetine sahip olabilse de, genellikle başlangıçtaki durumuna tamamen dönemez. Aslında, antibiyotik kaynaklı mikrobiyota değişimleri aylar, hatta yıllar boyunca sağlık açısından yetersiz kalabilir. Bu noktada, probiyotik besin takviyeleri onarılma sürecine katkı sağlamaktadır.

Farklı hastalıklar farklı probiyotik suşlarını kullanmayı gerektirebilir. Örneğin ishalde kullanacağınız probiyotik suşu daha çok S. boulardii, saccoromyces ve bifidobakterilerinden oluşmalıdır. Normalde günde 1 milyar cfu/gram probiyotik tüketimi yeterli iken, ishal durumunda bu miktar 10 milyar cfu/gram dozuna çıkarak en az iki hafta süre ile kullanımı önerilmektedir, ishallerin %90’a yakını virüs ya da antibiyotik kullanımı sonrası oluşmakta, bu gibi durumlarda probiyotik kullanımı tavsiye edilmektedir. Bunun dışında bakteriyel nedenlerle oluşan ishal durumlarında antibiyotik tedavisine ek olarak probiyotik kullanımı fayda sağlar.

Antibiyotikler ayrıca kollajen ve glikozaminoglikan sentezini bloke eder.

Takip edilen ,,,,,,,