D Vitamini

D vitamini, vitamin olmanın ötesinde bir hormon gibi çalışır. Tıp dilinde kalsiferol adı da verilir. D vitamininin D2 ve D3 olmak üzere iki tipi vardır. Yağda çözünen bir vitamin olan D, besinler yoluyla alınabildiği gibi güneş ışığının etkisi ile cildimizde sentezlenerek de oluşur. Vücuda giren D vitamini karaciğer ve böbrekte değişime uğrayarak daha etkili bir kimyasal yapıya kavuşur. Kanımızda ise en fazla 25 OH D kimyasal yapısı şeklinde bulunur.

Güneş ışığında bulunan 290-320 nanometre dalga boyuna sahip ultraviyole (UV) B ışını ile derideki 7-dehidrokolesterol D 3 vitaminine dönüştürülür. Cildimizde güneşin etkisiyle oluşan D vitamini, uzun süreler güneş altında kalsak bile vücudumuzda birikerek D vitamini zehirlenmesine neden olmaz.

Gökyüzü tamamen bulutla kaplı olduğunda utraviyole-B ışınları %50 oranında azalır. Gölge denilen, şiddetli hava kirliliği nedeniyle oluşan kararma da buna dahil ise bu oran %60’lara kadar çıkar. Ultraviyole-B ışını camdan içeriye nüfuz edemez, bu nedenle pencereden içeriye giren güneş ışığına maruz kalmak D vitamini üretimine katkı sağlamaz. Güneşe maruz kalırken güneş kreminin vücudun bütününe sürülmesi halinde D vitamini vücudumuzda sentezlenemez. Ancak gerekli olan D vitamini ihtiyacı vücudun güneş kremi veya losyonu sürülmeyen bölgelerinden güneş ışığının etkisiyle karşılanır.

Haftada en az iki defa 10.00-15.00 saatleri arasında yaklaşık 15-20 dakika yüzü, kolları ve bacakları güneş koruyucu kullanmadan güneşe maruz bırakmak genellikle yeteri kadar D vitamini alımı sağlar.

Yağda biriken D vitamini, egzersiz yapılınca daha kolay kana karışır.

Şaşırtıcı bir şekilde, farklı coğrafi enlemler arasında yaşayan insanlar birbirleri ile kıyaslandığında kandaki ortalama 25 (OH) D açısından aralarında anlamlı bir fark bulunmamıştır. D vitamini karaciğerde ve yağda depolandığı için, kuzey enlemlerinde yaşayan insanlar ilkbahar, yaz ve sonbahar aylarında yeterince güneş ışığına maruz kaldıklarında vücutlarında D vitamini depolanarak uzun süreler gerekli olan D vitamini ihtiyacını karşılamış olur. Özellikle D vitamini ilave edilmiş süt ürünleri, peynir ve balığı bolca tüketmeleri, D vitamini eksikliğini azaltan bir başka faktördür. Genel olarak D vitamini eksikliği kış aylarında daha çok görülürken, ilkbahar, yaz ve sonbahar mevsimlerinde nispeten daha az görülür. Ancak D vitamini eksikliği dünya genelinde en sık ve yaygın görülen vitamin eksikliğidir. Adeta ülkelerin halk sağlığı sorunu haline gelmiştir. Birçok devlet bu problemin üstesinden gelebilmek için çeşitli stratejiler geliştirmek zorunda kalmıştır. D vitamini içeren besinlerin sağlığa olan faydaları televizyon kanallarında ve basında sıkça gündeme gelmiş, güneşin cilt üzerindeki zararlı etkilerinden ziyade sağlıklı yaşam üzerindeki etkileri anlatılarak halklar bu konuda bilinçlendirilmeye çalışılmıştır. Maalesef nitelik yönünden iyi beslendiklerini düşünen gelişmiş Batı ülkelerinde bile buna en iyi örnek İngiltere’dir. Yapılan araştırmalar, D vitamini eksikliğinin bilenenden çok daha yaygın olduğunu ortaya koymuştur. Ülkemiz de dünya genelinden farklı değildir. Son yıllarda D vitamininin sağlığa olan faydaları sabah kuşağı programlarının en gözde konularından biri olmuş, halk çeşitli şekillerde yazılı ve görsel olarak bilinçlendirilmeye çalışılmıştır.

 

Takip edilen ,,,,,,,