Alternatif Tedavi

Hemen belirtmeliyim ki evrensel kadim tıpta bir hastalığı tedavi eden her şey ilaçtır. Buna bitkiler, renkler, taşlar, musiki gibi aklınıza gelen her şey dâhildir.Tıp ,Alternatif Tıp terimlerini, ilaç sanayinin getirdiği yapay bir ayırım olarak görüyorum.Ancak ehil insan azlığı nedeniyle şimdilik ben de aynı ayırıma bağlı kalacağım.

Son yıllarda gerek “önleyici tıp”, gerekse “tedavi edici tıp” yönünden, alternatif tedavi yöntemleri insanların ilgisini çekmeye başladı. Bunun en önemli sebebi, kimyasal ilaçların tedavi edici etkileri yanında, iyileştirici etkisinin en az on katı oranında, vücut (beden ve ruh) dengesini bozucu etkilerinin de bulunması. İlaçların yan etkileri, prospektüste yazılanlarla sınırlı değil. İlaçlara bitkisel veya topraksal mineraller dışında öyle elemanlar katılıyor ki vücudumuzdaki tüm sistemler bir araya geliyor ve serbest radikaller haline gelen bu zararlı yan maddeleri bedenden atamıyor.Atamayınca da karaciğerde, dalakta, deride, kemiklerde, kısaca tüm dokularda biriken bu yığıntılar, organları ve sistemleri çalışamaz hale getiriyor.ilaçlardaki yan etki furyası, “bir hastalığı iyileştirirken, aynı vücutta başka hastalıklar oluştur ki yeni ilaçlar satılabilsin” düşüncesinin varlığını çağrıştırmaktadır.Mıknatıs kullanılarak yapılan ağrı yelekleri, güç bilekliği, jinsei gibi yapay ürünleride, olumsuz yan etkileri zamanla ortaya çıkacak ilaç kategorisinde kabul ediyorum.

Örneğin mıknatıs taşı kullanılarak oluşturulan bel ve boyun ağrılarını giderici veya hafifletici yelek veya bandajlar bu ağrıların giderilmesinde yararlı olacaktır. Ancak mıknatıs manyetik bir materyaldir. Merkezi ve periferik sinir sistemi ile kalp, elektriksel akım sistemiyle çalışır. Mıknatıs taşının kullanımının bu elektriksel sistemde kısa devreler oluşturma riski ise çok yüksektir. Ağrılardan kurtulmaya çalışırken epilepsi, kalp krizi, beyinle organlar arasındaki sinirsel iletişimin kesilmesi gibi olumsuzluklarla karşılaşabilirsiniz. Oysa aynı ağrılar, belirttiğim yan etkileri göstermeyen Ametist, Malakit, Kaplangözü, Kalsit gibi taşlarla da giderilebilmektedir. Ancak ticari olarak düşünüldüğünden mıknatıs taşı (özellikle de yapayları) daha ucuza mal olmaktadır.

Alternatif tedavi yöntemleri, aslında önleyici enerji verecek şekilde ve asıl tedavi yanında yardımcı bir tedavi olarak uygulanacakken, ilaç şirketlerinden birçoğunun yalnızca büyük paralar kazanmayı amaç haline getirmesi ve bazı doktorların buna alet olması nedeniyle “alternatif” yani asıl tedavinin yerine geçen tedavi haline gelmek üzeredir. “Daha az emek, daha çok gelir” düşüncesi, en küçük örneğiyle istisnai doğum şekli olan sezeryanla doğum u yaygınlaştırmıştı^ Her hastayım diyen için öncelikle ameliyatı düşünmek ve bir organı çıkarıp atmak da gelenekleşmektedir, o organ gereksiz yaratılmış gibi.Burada bir örnek olay anlatmam gerekiyor: 2012 yılı başlarında bir hanım efendi ile eşi geldiler. Hanım efendi mide kanseri. Raporlarına göre m ide duvarları kalınlaşmış, mide içinde 8 cm civarında tüm oral lezyon ve m idenin bir bölümü doku deformasyonu nedeniyle içe çökmüş. M idenin ameliyatla alınmasına karar verilmiş. İki ay sabredin, gelişme olmazsa ameliyatı düşünün diyorum ve takıları ve masaj taşlarını hazırlayıp veriyorum. İki ay sonra telefonum çalıyor. Arayan Hanım efendinin eşi Cem Bey. Önce müjdeli haberi veriyor: Lezyon tümüyle yok olmuş, çökme ve duvar kalınlaşması ortadan kalkmış. Bunları söyledikten sonra diyor ki “Haşan Bey, doktorlar raporları incelediler ve hasta iyileşmiş ama bizim yine de m idenin yüzde seksenini almamız gerekiyor, dediler.” Şaşkınlıkla “Niye?” diyorum. Diyor ki “Ben de aynı soruyu sordum. Cevap olarak da nüksetme ihtimaline karşı almamız gerekiyor, dediler.” “Bunu yaparlarsa nüksetme ihtimali tümüyle ortadan kalkacak mıymış?” diye soruyorum tekrar. “Hayır” diyor, “böyle bir garantisi yokmuş.” Özellikle özel hastaneler daha fazla para kazanmak uğruna ipin ucunu kaçırmaya başladılar.

Takip edilen ,,,,,,,,,,,,,